yeni yazı yaz...

2011-12-30 11:17:00

yeni yazı yaz... Devamı

ŞEFAATLİ (İkinci Bölüm)

2011-12-30 11:16:00

  Yeni evimiz Sorgun'dakinden güzel. Yine gaz lambası yakıyoruz ama suyumuz evimizin içinde. Tabii tuvaletimizde. Yani çişimiz gelince bahçeye çıkmak zorunda değiliz. Çok rahat bir ev. Lojmanmış (Ne demekse?). Birbirine bitişik üç ev... Arada daracık bir yol ve başka bir üç ev daha... Buradaki çocuklar çok temiz giyiniyorlar. Ben ve Ayfer'de öyle. Evimizin önünden tren yolu geçiyor. Her sabah trenin o hep aynı tonda söylediği ve arada bir orada bekleyenlere veda ettiği acı ve ayrılık dolu türküsüyle uyanıyoruz.  Ayfer epeyce büyüdü. Emekliyor. Hiç yerinde duramıyor. Annem babama: -Hiç Aysel'e benzemiyor, O ne kadar uslu bir çocuktu, bu çok yaramaz, beni çok yoruyor... Diye şikayetleniyordu. Orada çocuk kalbimi acıtan üç olayı hiç unutamadım... Babam Ayfer'e kapı boşluğuna astıkları, hoppala diye (belki şimdi başka bir ismi vardır) bir şey almıştı. Ayfer'i içine koyuyorduk. Ayakları yere değince yukarı zıplıyor, sonra aşağı iniyor, ayakları yere değince tekrar yukarı zıplıyordu. Hemen işin püf noktasını keşfetmişti. Ben on yaşına da gelsem akıl edemezdim. Ayakları yere değince hızla yere vuruyor ve çok yükseklere zıplıyordu. O yukarı aşağı inip çıkarken ben O'nu seyrediyor, kahkahalara boğuluyordum. Bir gün Ayfer, babamın büyük bir emekle yaptığı, beşiğinin içinde oturuyor, ben elimde O'nun hoppalası (Kapıdan kim çıkardıysa?) O'na atıyor, O gülmekten katılıyordu. Sonra birden yüzünün kanlar içinde kaldığını gördüm. Gülmesi ağlamaya dönmüştü. Annem koşarak geldi, kucağına aldı. Hoppalanın metal tokası (bunu babamdan öğrendim)sol kaşını tam ortadan ikiye bölmüştü. Annem bana... Devamı